Artırmak mı arttırmak mı nasıl yazılır ?

Kadir

New member
Artırmak mı Arttırmak mı? Türkçemizin İncelikleri ve Dilsel Seçimlerimizin Derinlikleri

Bir dilin kuralları, onun sadece doğru anlaşılmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kültürün bir aynasıdır. Türkçe’de doğru yazım, yanlış anlamaları ortadan kaldırarak, dilin zenginliğini ve derinliğini keşfetmemize olanak tanır. Her gün farkında olmadan kullandığımız kelimeler, aslında bizleri tanımlar, ne düşündüğümüzü, nasıl düşündüğümüzü ve hangi toplumsal bağları benimsediğimizi. Bugün ise, dilsel bir hata gibi görünen ama aslında düşündürücü bir meseleyi masaya yatırıyoruz: Artırmak mı, arttırmak mı?

Hepimizin dildeki hatalara dair takıntılarımız vardır, kimileri "çamaşırları asarken dikkat et!" derken, kimileri "çamaşırları astığında dikkat et!" şeklinde kullanır. Bu hatalar çoğu zaman yanlışlıkla gerçekleşir ama artırmak ve arttırmak gibi ikili bir durumda, gerçekten de fark var mı, yoksa ikisi de doğru mu? Bugün bu soruya ışık tutacak ve belki de kelimelerle ilgili bakış açımızı değiştirecek bir yazı yazmak istiyorum. Hazır mısınız? O zaman, dilin derinliklerine dalalım!

Dilsel Ayrımın Kökenleri: Artırmak ve Arttırmak

Türkçede arttırmak ve artırmak fiilleri arasında pek çok kişi arasında bir kafa karışıklığı söz konusu. Ne yazık ki, birçoğumuz bu iki kelimeyi birbirinin yerine kullanıyor. Ancak, dilbilgisel olarak bu iki fiil arasında belirgin bir fark vardır.

Artırmak, bir şeyin miktarını, seviyesini yükseltmek anlamında kullanılır. Örneğin, "satışları artırmak" ifadesi doğru bir kullanım olur. Yani, bu durumda, miktarın artması söz konusudur. Burada, kelimenin amacı, bir şeyin sayı ya da miktar yönünden artmasını sağlamak için yapılan bir eylemi ifade etmektir.

Öte yandan, arttırmak kelimesi, çoğu zaman arttırıcı veya katkı sağlayıcı anlamında kullanılır ve daha çok kasıtlı bir artışı ifade eder. Örneğin, "yolculuk süresini arttırmak" gibi bir kullanım, yolculuk süresinin kasıtlı olarak uzatılmasını anlatır. Burada vurgulanan şey, sürecin veya durumun bir şekilde yönlendirilerek artırılmasıdır.

Peki, neden bu iki fiil farklı yazılır? İşte burada dilin evrimi devreye giriyor. Türkçedeki bu ayrım, eski Türkçe dilbilgisi kurallarından kaynaklanmaktadır. Dönemsel olarak kullanılan dilsel yapılar zaman içinde yerini bugünkü kurallara bırakmıştır, ancak eski dilin izleri hala günümüzde geçerliliğini korur. Bu, dilin sürekli olarak değişen bir canlı varlık gibi evrim geçirmesinin bir örneğidir.

Dilsel Seçimlerin Toplumsal Etkileri: Bir Kadın ve Erkek Perspektifi

Dil sadece bir iletişim aracı değildir, aynı zamanda bir toplumun kültürel yapısını ve değerlerini de yansıtır. Türkçedeki artırmak ve arttırmak arasındaki farkı, farklı bakış açılarıyla analiz edersek, dilin sosyal bir anlam taşıdığını daha net görebiliriz. Erkeklerin genellikle daha çözüm odaklı ve pratik bir bakış açısına sahip oldukları düşünülürse, "arttırmak" fiilinin onlar için daha stratejik ve etkin bir anlam taşıyabileceğini söyleyebiliriz. Bir hedefe ulaşmak için "arttırmak" gereken bir şeyin, erkekler için daha fazla anlam ifade ettiğini varsaymak yanlış olmaz. Örneğin, erkekler iş dünyasında daha fazla kazanç sağlamak için "satışları arttırmak" hedefini benimseyebilir. Bu, doğrudan bir eylem ve sonuç odaklı bir dil kullanımıdır.

Kadınlar ise, dilsel seçimlerinde çoğu zaman daha empatik bir bakış açısına sahip olabilirler. "Artırmak" fiilini, toplumsal bağları kuvvetlendiren ve daha duyarlı bir anlayışla kullanabilirler. Miktarın artması, bir topluluğun, ilişkilerin ya da dayanışmanın güçlenmesi anlamına gelir. Mesela "iletişimde artırmak", aslında kadınların toplumsal bağları güçlendirmeye yönelik bir söylemde bulunmalarını simgeler.

Bu tür bakış açıları, dilin toplumsal rolünü de gözler önüne serer. Dil, sadece anlam taşımaz; aynı zamanda kullanıcılarının dünyayı nasıl algıladığını, nasıl düşündüğünü ve hangi değerleri ön planda tuttuğunu da gösterir. Türkçedeki bu dilsel ayrımlar, toplumsal cinsiyetin ve bireysel perspektiflerin dilde nasıl yankı bulduğunu anlamamıza olanak tanır.

Gelecekteki Dilsel Evrimler: Artırmak mı, Arttırmak mı?

Dilin geleceği hakkında konuşurken, teknoloji, kültürel değişim ve küreselleşme gibi faktörlerin büyük etkisi olacaktır. Dijitalleşen dünyada dil, hızla evriliyor ve bu evrimler bazen eski kuralları değiştirebiliyor. Artırmak ve arttırmak gibi kelimelerin yazımı konusunda gelecekte ne olacağını kesin olarak söylemek zor. Ancak, dildeki değişim hızının arttığı bir dönemde, bu tür ince ayrımların zamanla kaybolma riski bulunuyor.

Sosyal medya ve metin mesajlaşma uygulamalarındaki dilin hızla sadeleşmesi, yanlış kullanımların yaygınlaşmasına yol açıyor. Ancak burada ilginç bir nokta var: Dilin ne kadar sadeleşmesi, toplumun ne kadar değiştiğiyle doğru orantılı. Belki de gelecekte, bu iki fiil arasındaki fark zamanla anlaşılmayacak kadar iç içe geçebilir. Bu durum, dilin gücünü kaybetmesi değil, toplumsal değerlerin bir yansıması olabilir. Belki de, basitleşen dil, iletişimde daha evrensel bir anlayışa doğru yol alıyor demektir.

Sonuç: Dil, Yansıttığı Toplum Gibi Evolving

Artırmak mı arttırmak mı? Sorusu, dilin ne kadar derin ve sürekli evrilen bir olgu olduğunu hatırlatıyor bize. Dilin içindeki ince farklar, sadece dil bilgisel bir konu değildir; aynı zamanda toplumun, bireylerin ve hatta cinsiyetin nasıl şekillendiğini gösteren bir ayna gibidir. Bugün belki de bu iki kelimenin farkını tam anlamayanlar, yarının dilbilimcileri olacak ve belki de gelecekte dil, daha evrensel bir hale gelecek. Ancak bu süreçte, dilin taşıdığı toplumsal bağlar, kültürel miraslar, ve stratejik düşünce biçimleri hala bizimle olacak.

Dil, sadece iletişimin aracı değil, aynı zamanda bizleri biz yapan, toplumları birleştiren ve bazen de ayıran bir güçtür. Artırmak mı arttırmak mı sorusu belki de bu dilsel evrimin, sosyal yapıları nasıl dönüştürdüğünü anlamamıza hizmet eden bir soru. Kim bilir? Gelecekte bu soruya dair yeni cevaplar keşfedeceğiz.
 
Çekilen Veri: Callback \YourAddon\Helper::fetchData is invalid (error_invalid_class).